İnsan çocukluğuna dönüp baktığında bazı şeyleri net hatırlar: erken başlayan günleri, kendi kendine büyümeyi öğrendiği anları.
Kimi zaman hayat, daha güneş doğmadan başlar. Sorumluluklar erkenden kapıyı çalar. Böyle zamanlarda insan, birçok şeyi kendi başına yapmayı öğrenir—hazırlanmayı, beklemeyi, idare etmeyi.
Ama yalnızlık her zaman sandığımız gibi değildir. Bazen, görünmeyen küçük izler eşlik eder insana. Bir not, kısa bir cümle, beklenmedik bir hatırlatma… Günün içinde ihtiyaç duyulacak şeyleri fısıldayan, sonuna da içten bir sıcaklık bırakan küçük işaretler. Bunlar, mesafelerin aslında her zaman bir engel olmadığını öğretir. Sevginin, fiziksel varlığa ihtiyaç duymadan da ulaşabildiğini.
İnsan büyüdükçe şunu fark eder: herkes aynı şekilde sevmez, aynı şekilde ifade etmez. Kimi duygularını açıkça gösterir, kimi ise içinde taşır. Dışarıdan bakıldığında sert görünen birinin içinde, belki de çok daha yoğun bir dünya vardır. Ama herkes o dünyayı dışarıya aktaracak dili bulamaz.
Bazen o dil yazmak olur.
Yazmak, söylenemeyenin başka bir biçimde var olmasıdır. İçte birikenin dışarıya sızdığı, anlamla biçimin birbirini tamamladığı bir alan. Belki de bu yüzden, bazı insanlar için yazmak bir tercih değil, zaten bildikleri bir yoldur.
Ne zaman konuşmak zorlaşsa, yazmak devreye girer. İnsan kendine yazar. Kızgınlığını, kırgınlığını, sevincini… Ve çoğu zaman, yazdıkça yatışır. Duygular keskinliğini kaybeder, yerini daha dengeli bir hâle bırakır.
Ama zamanla şu da anlaşılır: her şey kâğıda ait değildir. Bazı duygular doğrudan söylenmelidir. Bazı kırgınlıklar, ancak muhatabını bulduğunda anlamını tamamlar. Ve bazı sevgiler, içte tutuldukça eksik kalır.
İnsan değişir. Tamamen başka birine dönüşmeden, ama aynı kişi olarak da kalmadan. Zaman zaman uçlara savrulsa da, çoğunlukla bir denge arar: ne eksik ne fazla, ne sadece almak ne de yalnızca vermek.
Aşk ise bu dengenin en zor sınavıdır. Orada kontrol zayıflar. İnsan, bildiğini sandığı her şeyin ötesinde, olduğu gibi davranmaya başlar.
Ve çoğu zaman, yine fazla verir.
Yazı, kendimi ve dünyayı anlamanın yoludur. Deneme ve düşünceler aracılığıyla kimlik, dil ve dönüşümü keşfederim — bizi şekillendiren küçük anları.
Bağlı kalın — yeni yazılar ve düşünceler için bültenime abone olun.