Makalelere Dön
Makale № 6
Temmuz 2026

Eğer silahın kabul ediyorsan fikirlerini

Varlığı çok yer kaplamıyor, o kesin. Ama biliyorsun. Eğer giderse, yokluğu dolduracak evin içini.

Türkçe·English·Français
Açık Tema
Otomatik Tema
Koyu Tema
Eğer silahın kabul ediyorsan fikirlerini
ChatGPT ile oluşturuldu

Eğer silahın kabul ediyorsan fikirlerini, ona kendini anlatmak için en güçlü mermileri seçmen gerekir. Çünkü insan bazen sınırına ulaşmak için verdiği kararlarla kendini de yaralar. Öğreniriz hatadan, evet… ama aynı hataya dönüyorsak hep, orada biraz susmak gerekir.

Bazen kötü hissettirse bile yaparız bazı şeyleri; kendimize olan saygıyı biraz eksilterek, biraz tüketerek biriktirdiklerimizi. Eğer yalnızsak buna hakkımız vardır belki… ama yanında birileri varsa insanın, kendinden eksiltmek istediklerini başkası yük edinir. Ve insanın içi nereye giderse, oraya bırakır izini.

Çünkü insan sadece kendini değil, sevdiklerini de taşır içinde. İçindeki yangını görmezden geldikçe, ısınsın diye sarıldığın herkesi biraz ateşe verirsin.


Anlamak isteriz; birini, bir şeyi, kendimizi… Ama anlamak, sağlıklı bir zihin ister. Ve sen bazen, kendini yormayı seçiyorsun. Bilerek. Sessizce. Ne için?

Hayat dediğimiz şey zaten bir anlam arayışı değil mi? Ya da geçim derdi kimisi için. Ama bir insanın geçim derdine düşmesi de yeterince anlamsız değil mi zaten. Adını koyamadığımız bir boşluğu doldurma çabası… Soru soramadıkça büyür içimizde eksiklik, cevap bulamadıkça ağırlaşır. Ve sonunda insanı en çok kendi zihni yorar; başkası değil.

Yaşayamadığın şeylerin bir telafisi yok bunu biliyorsun. Ne ikinci bir şans var ne gizli bir cennet. Hayat bazen sadece olur, bazen de olmaz. Ve ikisi de aynı derecede gerçektir. Hayatın her duruma hakkı vardır demişti ya hani biri.

Ne ödül var yaptıklarına, ne de mutlak bir ceza. İnsan bazen kendi mahkemesini kurar içinde. En ağır hükmü yine kendine verir.


Sevilmek… çok keskin bir yanı hayatın. Elini kesmemek için çok dikkatli olmak gerekir.

Aşk, insanın kendini fazla ciddiye almasıyla başlıyor. Birini düşünürken aslında kendi sınırlarını unutuyorsun. Nerede durduğunu, ne kadar verdiğini, neyi geri alamadığını fark etmiyorsun.

Zamanla her şey tek yönlü bir akışa dönüşüyor. Sen veriyorsun, sen bekliyorsun, sen anlam yüklüyorsun. Karşı taraf sadece orada duruyor.

Ve sen o duruşa hikâye yazıyorsun.

Belki de neden hep vereni anlattığımı soracaksın. Çünkü sürekli alan insan, kendini hikâyenin faili değil, seyircisi sanır. Bu yazıyı okusa bile başkasını düşünür; kendini değil.


Varlığı çok yer kaplamıyor, o kesin.

Ama biliyorsun.

Eğer giderse,

yokluğu dolduracak evin içini.

O zaman,

tek başına bile,

sığamayacaksın artık bu eve.

Sevgiyi hiç tanımamak belki daha iyidir.

Çünkü gidişine alışmak neredeyse mümkün değil.

Oysa kimse kimsenin eksik parçası değil.

Ama insan bunu en geç öğreniyor.

Onu sevmek, kirli ellerini yıkamak için çölde aradığın bir su gibi. Ama bulduğun her su biraz kirli, susuz bırakıyor seni. Ve ona dair hislerinin sonu, küllükte sönmüş bir izmarit gibi sessiz. İzmaritlerle dolu bir küllük var masanda şimdi, hiçbiri sonuna kadar içilmemiş.

İçinde saklı bir şeyler olan kapalı bir sandık o; ne tamamen açılan, ne tamamen kapanan.

Onu anlamak istiyorsun. Kim olduğunu, neyi sakladığını… hatta kendinden sakladığı şeyi bile.

Belki bir hayatı var… bilmiyorsun. Ama sana anlatmadığı her şey, içinde daha çok yer kaplıyor.

Bazen düşünüyorsun:

bu satırların arasından çıkıp iki kelime söylese…

dünya değişir mi?

Belki gözleri dolar.

Belki gerçek olur bazı şeyler.

Belki gözyaşları temizdir; yıkarsın sonunda ellerini.

Kim bilir…

Belki onda da eksik bir şey vardır.

Yoksa insan bu kadar tamam görünmek zorunda kalmaz.

Ne için sunuyor bu gösteriyi.

Ona bak bir kez.

Yüzüne değil—

nerede eksiksen orasına bak.

Ancak öyle görür insan başka birini.

Sen kendini onun baktığı yerlere kurmuşsun. Görülmeyi kendine kanıtlamak için, varlığını onun bakışına yaslayarak ayakta tutmuşsun.

Ama devrilmenin anatomisi çok basit.

Yazı benim için kendimi ve dünyayı anlamanın bir yolu. Denemeler ve düşünceler üzerinden kimliğin, dilin ve değişimin izini sürüyorum; bizi gerçekten dönüştüren küçük anların peşinden gidiyorum. Bir sonraki cümle, belki seni çağırıyordur; o yüzden arada geri dön, kelimeler bazen sadece doğru kişiyi bekler, anlaşılmak için.

Bağlı kalın — yeni yazılar ve düşünceler için bültenime abone olun.

aşkzihinkayıpanlamyalnızlık