Başlangıç (Şu An İçin)
Bir varış ilanı değil. Hareketin kaydı — Antakya'dan Montreal'e, dillerden, kayıplardan ve hâlâ şekillenen bir kimlikten.
Hatay, Antakya'da doğdum.
Yazmayla ilk ilişkim ilkokulda başladı. Öğretmenimiz şiirlerimizi, çizimlerimizi ve kısa hikâyelerimizi küçük bir sınıf dergisinde toplardı. Mezuniyet gecesinde satardık, elde ettiğimiz parayla da ertesi dönem sınıfça geziye giderdik. O zamanlar ne yazdığımı hatırlamıyorum; ama hissi hatırlıyorum — içimdeki bir şeyin kâğıtta şekil alabileceğine dair o sessiz kesinliği.
Yazmak ondan sonra hep benimle kaldı.
Lisede web tasarımı okudum. Sonra üniversitede makine mühendisliğine başladım. Eğitim İngilizceydi — bu yüzden bir yıl hazırlık okudum. O yıl beklenmedik bir şey oldu; başka bir kapı aralandı. Mühendisliği bitirmedim. Bitmeden ayrıldım.
O dönem, üniversitede yazdığım şiirleri topladım ve ilk kitabımı bir yayıneviyle çıkardım. O kitap hâlâ duruyor. Onun yanı sıra başka şeyler de duruyor — doğru zamanı bekleyen şiirler, hikâyeler, taslaklar.
Arapçayı ailemden öğrendim. Küçükken Kur'an kurslarında okumayı yazmayı söktüm. Zamanla o dünyadan uzaklaştım, dil de biraz geride kaldı. Günlük konuşabiliyorum şimdi. Türkçe anadilim, en derinde oturan dil. İngilizce eğitimle içime işledi. Fransızcayı ise şu an öğreniyorum — yavaş, ısrarlı.
Üniversiteden sonra Kanada'ya geldim. Montreal'deyim. Restoran mutfaklarında çalıştım, ara ara çeviri işleri yaptım. Son altı aydır tam zamanlı olarak Fransızca çalışıyorum.
Bir noktada editing ve yaşam koçluğu sertifikaları da aldım. Elimde net bir yol haritası yoktu; farklı yönlere uzanıyordum, nereye ait olduğumu arıyordum. Bu sertifikalar beni tanımlamıyor. Sadece geçtiğim yolları işaret ediyor.
Yirmi altı yaşındayım.
Çocukken büyüyünce futbolcu olacağımı sanırdım. Lisede yazılımcılığa yöneldim, sonra ilgim makine mühendisliğine kaydı — yarım kaldı. Yazarlık hâlâ içimde, henüz bitmemiş bir şey olarak duruyor.
Ailem çiftçi olduğu için, işler yolunda gitmediğinde eninde sonunda oraya döneceğimi düşündüm hep — bir taban gibi.
Hayvanlara, bitkilere, doğaya hep bir yakınlık duydum. Yazmak ise başka bir şeydi: bazen bulunduğum andan çıkış, bazen söze dökülemeyen bir şeyin sessizce bırakılması. Tek bir işlevi hiç olmadı — ama hep bir karşılığı oldu.
Bazı istekler çabaya dönüştü. Bazıları hobi olarak kaldı. Bazıları geldi, geçti.
6 Şubat, çocukluğumun coğrafyasını değiştirdi. Bunu bir manşet gibi yazmıyorum — bir kırılma olarak yazıyorum. Kalıcı sandığımız yerlerin kalıcı olmadığının hatırlatıcısı olarak. Beni tanımlamadı; ama içimde bir şeyleri yeniden yerleştirdi.
Şu anı yargılamadan tarif edersem: bedenim Montreal'de. Günlerim dil, iş, okuma ve yazmayla geçiyor. Hırslarım hâlâ şekilleniyor. Kimliğim hâlâ tek kelimeye direniyor.
"Ben buyum" diyemiyorum — toplumun beklediği o kesinlikle değil. Hâlâ oluyorum.
Bu blog bir varış ilanı değil. Bir hareketin kaydı.
Eğer hikâyemde bir örüntü varsa, şudur: Aramayı bırakmıyorum. Yazmayı bırakmıyorum. Yeni diller öğrenmeyi bırakmıyorum — hem gerçek anlamda, hem içsel olarak.
Ben de çoğu insan gibi henüz sonunu bulmamış bir hikâyeyim.
Belki biraz daha tanımsız.
Şimdilik bu yeterli.
Yazı, kendimi ve dünyayı anlamanın yoludur. Deneme ve düşünceler aracılığıyla kimlik, dil ve dönüşümü keşfederim—bizi şekillendiren küçük anları.
Bağlı kalın—yeni yazılar ve düşünceler için bültenime abone olun.