
Üç telli bir çalgı.
Ayaklarımla çalıyorum.
Birkaç dinleyenim var,
Kendi şarkımı yazıyorum.
Gözlerimizle tanıştık, sözler yabancı.
Birbirine paralel üç yol.
Sesler aşina, sözler yabancı.
Yola çıkıyorum. Tellere basıyorum.
Kalbimin ritminde şarkım.
Üç telden fazlası var düşümde.
Yankısı kalır belki derdim değil,
Ben sesimi alıp gitmek istiyorum.
Yollara çıktığımı gördüm rüyamda.
Uyandım. Zamandan, mekândan kopmuş.
Düşümde mi, düşüşümde mi bu sessizlik?
Olmaz susamam, şarkım duramaz.
Çığlık attım sessizliği bozmaya.
Kalk dedim, gözler sana hasret.
Yollar sana özlem.
Evin sana gurbet.
Yabancı değilsin artık, biliyorlar seni.
Git başka bir şehre, yeniden yaz şarkını.
Düşyolunu çağır hayata.
Düş yoluna, katıl hayata.
Tek şarkıdan hayat olmaz.
Unutma bu şarkıyı, bir gün tekrar çalarsın.
Tek satırdan roman olmaz.
Git buradan, bulandır suyunu, budaklandır öykünü.
İlkbaharlar ve sonbaharlar, yeniden doğuşlar ve ölüm.
Kışlardan geçiyorsun, acıyı tanıyorsun.
Yazlara gidiyorsun, huzuru arıyorsun.
İstikrarın ağacı, meyvesini verecek.
Sulamaya devam et, doğru mevsim gelecek.
Yazı benim için kendimi ve dünyayı anlamanın bir yolu. Denemeler ve düşünceler üzerinden kimliğin, dilin ve değişimin izini sürüyorum; bizi gerçekten dönüştüren küçük anların peşinden gidiyorum. Bir sonraki cümle, belki seni çağırıyordur; o yüzden arada geri dön, kelimeler bazen sadece doğru kişiyi bekler, anlaşılmak için.
Bağlı kalın — yeni yazılar ve düşünceler için bültenime abone olun.